Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Artık sayısını unuttuğumuz hükümetlerin, bayrak yarışı misali, birbirine devrettiği bu konuyu, bitirin artık.
Oysa sizde bizimle ağlar oldunuz şimdi.
Nedir sorun, nerdedir düğüm?
Cesaretle, içtenlikle, vakarla…
Olan biteni… Yıllardır dönen entrikaları, açıklayın bu halka.
Nedir gücünüzün yetmediği.
Veya yetemediği…
Görmüyor musunuz, “vatan sağ olmasın” diye yıllardır bu ülkenin kanı emiliyor.
ABD’nin sizinle kaçıncı “işbirliği” bu?
Kaç kere kınadı Almanya, hatırlayanınız var mı?
Timsah gözyaşları eşliğinde kaçıncı ihanet, kaçıncı…
45 bin insanımız öldü.
Milyarlarca dolarımız “müttefik(!)lerinizin” kasasına girdi.
Bize de silah sattılar, PKK’ya da.
Sus pus olmuş yıllardır herkes.
Sesi çıkanlar da, kolay olan hangisiyse ona vuruyor.
Utanmasalar Papua Yeni Gine’nin işi olduğunu söyleyecekler.
Kral çıplaktır diyemiyor kimse
Kandil’de var olanlardan, misliyle fazlası, Belçika’da, Almanya’da, Fransa’da değil mi?
Ve siz…
Bu ülkelerin kapısında değil misiniz?
AB, bunların toplamı değil mi?
Bir ülke, 30 yıldır terörle boğuşur haldeyken, nasıl olurda bir karakolu geceden sabaha kadar ateş altında tutulur da kendi aciz kalır?
İstihbaratsız, lojistik desteksiz, teçhizatsız olur değil mi?
Bunu anlamışsanız, bize de anlatın.
Anlatın da bu kahredici “anlayamama”dan kurtulalım artık.
“Dış güçler” diye geçiştirdiklerinizi koyun ortaya.
Yaşanan acizlikleri, komploları, ayak oyunlarını anlatın bu halka.
Vakti geldi artık.
Madem ki; değişim ve dönüşümün içerisindeyiz.
Ve madem ki artık; “hiçbir şey eskisi gibi olmayacak…”
Şehid ailelerine: “Vatan sağ olsun” dedikten sonra da, niye bu ülkenin “en”lerinden şehid olmayışını da anlatın.
Bu savaşın bitmemesinin altında yatan gerçeği söyleyin.
Vatanı “sağ” etmek için, nice garibanlar, toprağın altına girerken, aynı vatanı parçalamak isteyenler Habur’dan zafer işaretleriyle girdiler vatana.
Vatan, bir kutsal olarak, hala yüreğimizde.
Yaşananları da, onun adına anlamlandırma gibi bir dertle yaşıyoruz bağrında…
Türkiye, madem büyük bir ülke.
Madem, artık söz sahibi, karizma sahibi…
30 yılına, 45 bin insanına, Milyarlarca dolar servetine mal olan bu beladan kurtulma adına, bir irade de koymalı artık.
Kendisini buraya kadar getiren stratejisi doğru olsaydı eğer; bugün, bu noktada olmazdık değil mi?
İttifakları vefalı, metotları doğru bir bakış açısına, şiddetle ihtiyaç duymaktayız.
Vatanımızın “sağ” olmasını yegane kuralı da budur.
Geçenlerde İran, Kuzey Irak’a girdi.
Yaktı, yıktı, diz çöktürdü; döndü.
Kolay olmuyor elbet, belki yine de girecek.
Belki verdiği üst düzey askerlerinden bazılarını yine de verecek; ama bir irade koydu.
Pejak’ın o bölgeden temizlenmesi adına kararlı ve sert davranışlar sergiledi.
Oyunu kuralına göre oynadı.
Bunu da yaparken sorumluluğunun sadece kendi halkına karşı olduğunu belirtti
O ne der, bu ne der, diye de aldırış etmedi.
Çünkü hepimiz biliyoruz ki; günümüzde İnsan hakları, Adalet türü kavramlar, artık, batının sömürü araçları olarak kullandığı argümanlardır.
ABD’nin kendi Guantanamo’sunda her türlü işkenceler yaşanır ama, sizin Cezaevleriniz için de “izleme komitesi” gönderilir.
Biz, kendi işimizi, kendimiz görmeliyiz.
Barışacaksak da, savaşacaksak da…
MUHAMMED AK